Hakkı Kurtuluş ve Melik Saraçoğlu’nun yazıp yönettikleri uzun metrajlı son film olan Birlikte Öleceğiz, uzun çekim takvimi ve festival gösterimi sonrasında nihayet Mubi’de gösterime girerek seyircinin karşısına çıktı. Filmi bir şiirsel sinema örneği ya da aşka dair uzun bir mektup olarak da tanımlayabiliriz. Andrei Tarkovsky (karakterlerin tek başına kaldığı anlar ve kadrajlar), Ingmar Bergman (Özellikle Scenes from a Marriage filmi), Terrence Malick (doğanın bir oyuncu olarak filme dahil edilmesi), Wong Kar-Wai (filmin zaman zaman karakterlerin iç dinamiklerine uygun bir şekilde duraksayarak akması) gibi sinemanın büyük ustalarına bir saygı duruşu da söz konusu.

Film doktor Mazhar ve müzik öğretmeni Ece’nin aşkına odaklanıyor. Her şeyden önce katıldığı festivallerde filmin bazı açılardan hakkının yenmiş olduğunu düşünüyorum. Filmde çok ustaca bir yönetmenlik, görüntü yönetmenliği (Cansu Boğuşlu), yapım tasarımı (Billur Turan), çalışılmış bir renk paleti ve müzik kullanımı var. Senaryoda yer yer aksayan yerler olmasına ve dramaturji açısından ana hikayeye herhangi bir katkıda bulunmayan unsurlar barındıran bir film olmasına rağmen temel noktadaki aşk hikayesi gayet sahici. Karakterleri ve dolayısıyla ilişkileri gitgeller barındıran Mazhar ve Ece’yi Özgür Emre Yıldırım ile Su Kutlu gayet iyi bir oyunculuk performansıyla canlandırıyorlar. İstanbul Arkeoloji Müzesi ile başlayan tek plan açılış sahnesi, müzedeki Ağlayan Kadınlar Lahdi’ne göndermeler ve müzedeki diğer sekans da oldukça etkileyici.

Bir Yeşilçam efsanesi olan Süleyman Turan’ın da oynadığı son film olmuş bu ne yazık ki. Film ona ithaf edilmiş ve onun üzerinden anlatılan bir aks da var filmde. Ayrımcılık, beyin göçü, kadına ve hekime yönelik şiddet, aile baskısı, estetikten yoksunluk gibi unsurların da filmde başarılı bir şekilde işlendiği söylenebilir. Birlikte Öleceğiz, detaylarına dikkat edilerek izlenmesi gereken son dönemde çıkmış özgün Türk filmlerinden birisi.